Bakras Kalesi


Kalenin Ammuri Kralı Dakianus tarafından yapıldığı ileri sürülür. Kral yaz aylarında çoluk çocuğu ile günümüzde Gülcihan denilen İskenderun - Arsuz arasındaki kıyıda tatil yapıp Suriye'ye dönerken, geçtiği Kızıldağ üzerinde, sarp bir tepede karısı Bağrez bindiği attan uçuruma düşerek ölür. Dakianus çok sevdiği karısının ölümü üzerine, onun adını verdiği bu kaleyi inşa eder. Bağrez ismi, zamanla Bakras olarak değişir. Bağrez isminin de Ammuri dilinde Bağ-i-rez isminden (anlamı: gezmeyi seven) kaynaklandığı sanılır.


Bakras Kalesi, Akdeniz ile Ortadoğu'ya açılan çok önemli bir geçit görevi görmüştür. Antakya'nın kurulmasından sonra da bu bölgeye hükmetmek isteyenler arasında önemli bir çatışma alanı gibi görülmüş; kale, güçler dengesine göre el değiştirmiştir. Bizanslılar ile Abbasiler arasında önemli çatışmalara sahne olan kale, 26 Eylül 1183 tarihinde Haçlılar tarafından Salahaddin Eyyubi'ye teslim edilmiştir. Salahaddin Eyyubi tarafından kale komutanlığı görevi verilen Alamüddin Süleyman bin Candar 1191 yılında kaleyi yıktırmıştır. Sonraki yıllarda bölge yeniden Ermeni krallarının eline geçmiş, bu krallar tarafından kale yeniden daha sağlam bir şekilde inşa edilmiştir. Haçlılar döneminde de Antakya Prensliği'nin kuzeyde en önemli savunma noktası olan kale, birkaç defa el değiştirdikten sonra Templier Şövalyeleri'nin eline geçer. 1268 yılında Baybars tarafından kuşatılarak zapt edilen kale son olarak Yavuz Sultan Selim tarafından 1516 tarihinde fethedilmiştir.


Bölgenin önemli bir güvenlik ve kontrol noktası olan Bakras, bölgede Osmanlı hâkimiyeti ve sınırların genişlemesi sonucu bir iç kale haline gelmiş ve önemini zamanla iyice kaybetmiştir.


Bakras Kalesi, kuzey ve güney tarafı derin vadilerle ayrılan çok yüksek bir tepe üzerindedir. Kalenin hemen altında kurulan Bakras köyünün güneyinden asfalt bir yolla çıkılarak kaleye girilebilir. Kalenin doğusunda giriş kapısı vardır. Başka bir girişi yoktur. Bakras Kalesi; kare bir plan görünümünde olmasına rağmen, doğu ve güney cephesi bir yay çizmekte, güney ve batı kısmında dar bir koridor bulunmakta, kuzey tarafında ise çok derin bir uçurum bulunmaktadır.


Kale girişi tamamen yıkılmış ve belirsiz bir vaziyettedir. Geniş ve kemerli bir kapısı olduğu rivayet edilen kale girişinden sonra, sola doğru uzanan koridor, kuzey - batı köşesine kadar bütün kaleyi çevrelemektedir. Bu bölgede iç tarafa açılmış hücreler bulunmaktadır.


Kale girişinden orta alana ulaşmadan, koridorun sağ ve solunda geniş odalar yer almaktadır. Tonoz bir kubbe ile örtülü bu mekândan girilen bahçe kısmı taş yığınları ile dolu bir haldedir. Evliya Çelebi'nin anlattığı ve yakın zamana kadar görülebilen şadırvan ve su haznesinden geriye hiçbir şey kalmamıştır. Kalenin orta alanının kuzey ve güneyinde üzeri örtülü, dikdörtgen planlı iki salon vardır. Kale komutanının karargâhı olan kuzey salonun kuzeydoğu köşesinde şömine ve kuzey duvarı ile güney duvarında bahçeye açılan pencereler bulunur. Kalenin doğu kısmında bulunan ve üç tarafı açık olan mekâna buradan bir çıkış vardır. Kalenin bu bölümü, manzarası ve serin havasıyla kale karargâhının salonunun balkonu gibidir. Kalenin dış duvarında çok küçük mazgallar halinde gözetleme pencereleri açılmıştır.


Kale merkezindeki salondan, batı tarafında bulunan, kuzeyi tamamen açık tonoz kubbeli bir bölüme geçiş vardır. Bu mekân, batı kısmını çevreleyen koridor ile orta alan bağlantılıdır. Buradan güneydeki dikdörtgen salona geçilir. Bu kısmın, batı cephesindeki üst odaların sahanlığı olduğu tahmin edilir. Evliya Çelebi; güneyde bulunan ikinci salonun, önceleri kilise olarak kullanıldığını anlatır. Bu iç mekândaki kısımlar dışında kalenin hemen tamamı tanınmayacak kadar harap olmuş ve taş yığını haline gelmiştir. 

Bakras kalesi, çoğunlukla kesme taştan inşa edilmiş, bazı kaba duvarlarda yığma taş kullanılmıştır. Kalenin suyu güney tarafındaki vadideki su kaynaklarından temin edilirdi. Bu kanalların izleri bugün neredeyse tanınamayacak haldedir.


Bakras Kalesi Antakya - İskenderun karayolunun 25. kilometresinden batıya ayrılan yol ile bu yola 7 - 8 km uzaklıkta, adını bu kaleden alan ve Belen ilçesine bağlı yaklaşık 2500 nüfuslu köyü olan, günümüzdeki adıyla Ötençay'da (Bakras) bulunmaktadır. 


Birkaç katlı ve bir alay askeri barındıracak büyüklükte olan kale, genel olarak harap olmaya yüz tutmuş olmakla birlikte birçok mekânı sağlam durmaktadır.


Yazı: A.Vasi Köse


Yazı ile ilgili fotoğrafları Hatay Keşif Dergisi'nin 32. sayısında bulabilirsiniz.

null



Yapım: Verim Web