Antakya Sinemaları


Bir at arabasının üzerine sırt sırta dayanmış iki tahta tablaya yapıştırılmış film afişlerinin yanında duran pala bıyıklı kişi Gündüz Sineması’nın emektar yer göstericisinden başkası değildir. Pala, elindeki megafonla bağırmaktadır: “Bu akşam, Gündüz Sineması’nda iki film birden!...”


Bir filmin Antakya’da bir sinema salonunda perdeye yansıdığı 1927 yılından beri bu sinemalarda emek veren, kimi neredeyse sembolleşen sinema çalışanları ve filmlerin halka duyurulma yöntemi yıllara göre değişmiştir. Yalnızca bir sinema salonu olmakla kalmayıp önemli bir sosyal buluşma mekanı, konser, tiyatro salonu olarak da hizmet veren bu sinemalardan günümüze bir tek Gündüz Sineması bina olarak kalmış; o da yaklaşık beş yıl kadar önce film gösterimine son vermiştir. Ancak bu sinemalar, yaşı 50’den büyük olanlarda zengin anılar ve derin izler bırakarak sahneyi terk etmişlerdir. 


1920’li, 1930’lu yıllarda Fransız işgalindeki Antakya yeni bir kültür akımıyla karşılaşmaktadır. Kimi kahvelerdeki tiyatro gösterileri, Fransızca şarkıların yaygınlaşması sosyal yaşam açısından Antakya’ya küçük bir Avrupa şehri havası verirken; şehrin bir yanında ise gelenekler alabildiğine sürmekte, Kuru Abdo Uzun Çarşı Ortakahve’de meseller anlatmaktadır. Hünkar Köşesi’nde nargileler, Asmalı Kahve’de koruk suyu şerbeti içilirken siyaset, Fransız idaresi ve bu idareden kurtulma yolları tartışılmaktadır. İşte sinema, Antakya’nın gündelik yaşamına böyle bir ortamda girmiştir.


Eğlence kültürü Antakya halkının tarih boyunca en birikimli olduğu alanlardan biridir. Eğlenceye yatkınlığı yanında başka il ve ülkelerdeki gelişmeyi, modayı da yakından takip eden Antakyalının gündelik yaşamında sinemaya olan ilgisi uzun bir dönem sürmüştür. Büyük kentleri aratmayacak sayıda sinemanın bulunduğu kentte ilk sinema gösteriminin 1927 yılında olduğu sanılmaktadır.


Antakya sinemalarını, Fransız dönemi sinemaları ve 1940 sonrası sinemaları olarak ele alabiliriz. Sinemalar, Antakya halkının hoşça vakit geçirmesini sağlamış, Türkiye ve Dünya sinemalarının önemli filmlerini kentliyle buluştumuş; uzak ülkelerin ve yaşamların pencerelerini aralamıştır. Her kesimden kentlinin yan yana geldiği sinemaların gece matinelerine, 1970’li yıllara kadar kadınlar erkeksiz olarak gidebilmişlerdir. Bu durum Türkiye’nin birçok ilinde rastlanmayan özgür bir ortamın varlığının işareti olarak algılanabilir.

                                                      

Sinemalara ait anılar, aynı zamanda birlikte yaşama kültürünün de yansımasını sunmaktadır. Öyle ki, eskiden Çarşamba günleri düzenlenen kadınlar matinesine gitmek için, mahalleli kadınlar arasında günler dahi düzenlenirmiş.


Gerek sanatsal bakımdan insanlığa derinlikli izler bırakan, gerekse gösterildikleri mekanlarda insanların tanışmalarına, dostluk kurmalarına, yeni hayat oluşturmalarına olanak sunan sinemalar, Antakya’da da Asi kıyısı boyunca rakseden insan-doğa dalgalanmalarının mekanı olagelmiştir.


Fransız Dönemi Sinemaları

Antakya’da sinema, sessiz filmlerin gösterildiği Royal Sineması’nda başlar. Tahminen 1927 yılında ilk film ışığının yansıdığı bu beyaz perdeye dair anısı olan yaşlılar, ne yazık ki aramızdan tek tek ayrılmaktadırlar. O yılların tanıkları, Silahlı Kuvvetler Caddesi üzerinde bulunan Matador Fırını’nın yerinde faaliyet gösteren Royal Sineması’nı, daha çok Antakya’nın bürokratlarının ve ticaretle uğraşan kesiminin gittiği bir yer olarak hatırlamaktadırlar.


1930’lu yıllarda faaliyete geçtiği bilinen diğer sinema salonları ise Roxi, Empire ve Paris’tir. Fransızların Antakya’yı işgal ettiği yıllarda açılan bu sinemaların adları da Fransız kültürünü yansıtmaktadır.


Roxi, şimdiki Hürriyet Caddesi üzerindeki Vakıf İşhanı’nın yerinde bulunan binanın ikinci katında yer almaktaydı. 1940 başlarında Halk Sineması adını alan bu sinema, 1944’ten itibaren sahibinin soyadını alarak Şah Sineması adıyla anılmaya başlar. Paris Sineması ise, Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan şimdiki Final Dershanesi’nin (daha önce Atahan Oteli) yerinde açık sinema olarak faaliyet göstermiş, 1935’ten itibaren Atahan Oteli ile Ziverpaşa İşhanı arasındaki mekanda çalışmıştır. 1930’lu yıllarda Lorel-Hardy ve Charlie Chaplin’in (Şarlo) filmleri Avrupa’da vizyondayken Antakya’da da izlenebilmiştir; ancak, 1939’da Oscar ödülü alan “Rüzgar Gibi Geçti” 18 yıl sonra, 1957’de gösterilebilmiştir.


Antakya’da faaliyet gösteren Fransız dönemi sinemalarından günümüze kalan tek sinema Gündüz’dür. Orada da artık film gösterilmemektedir.


Gündüz Sineması

Gündüz Sineması’nın bina projesi, 1933’te Beyrut’tan gelen Mühendis Leon Benjuda’ya Rasim Adalı tarafından çizdirilmiş, inşası ise 1936’da tamamlanmıştır.


Bazı söylentilerin aksine, burası Hatay Devleti Meclisi binası değildir. Meclisin olağan toplantı yeri, Antakya belediye binasıdır. Belediyenin tadilatta olduğu bir dönmede, Hacı Mehmet Adalı’nın Hatay Devleti Meclisi’nin en yaşlı üyesi olması nedeniyle Gündüz Sineması’nın olduğu bina, üç oturum için kullanılmıştır.


Bina,1960’lara kadar hem sinema hem de üst katında gazino olarak hizmet vermiştir. Bir dönem Empire Sineması adını taşıyan mekan, General Asım Gündüz’e atfen 1939 sonrasında Gündüz Sineması adını alır.


Fransızların 1936-1939 yılları arasında balolar düzenlediği mekanda erkekler smokinleri, kadınlar tuvaletleriyle dikkat çekermiş. Burada düzenlenen baloların Şehir Kulübü kurulana kadar sürdüğü de bilinmekte, yaşlı kuşak, Cumhuriyet balolarının burada yapıldığını hatırlamaktadır.


Bu sinemaya daha çok aristokratların gittiği, duygusal filmler oynatıldığında modern ve şık giyimli insanların yoğun ilgi gösterdiği, “Leyla ile Mecnun” filmi gösterimdeyken kadınların hıçkırık seslerinin dışarıdan duyulduğu dönemin tanıklarınca anlatılmaktadır. Saat on sekiz matinesinde de alt yazılı müzikal film gösteriminin ağırlıkta olduğu söylenmektedir.


Gündüz Sineması’nda film gösterimleri yanında oyunlar oynanmakta ve konserler verilmekteydi. Oyunlardan, 1944’te Muammer Karaca’nın sahneye koyduğu Alabanda, konser verenlerden de Münir Nurettin Selçuk, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses akla gelen ilk isimlerdir.


1940 Sonrası Sinemaları

Antakya’daki beyazperdeler arasına 1940’lı yıllarda birkaç sinema daha katılmıştır. Kışlasaray Mahallesi’ndeki (Şimdiki Bağ-Kur binasının alt tarafında) Yeni Sinema daha çok yabancı filmler göstermektedir. 1944’te Güneş Sineması adını almıştır.


1940’lı yıllarda faaliyete geçen Halk Sineması’na daha çok Arap Hıristiyanlarla Yahudilerin gittikleri belirtilmektedir. Asi Nehri kıyısında bulunan Halkevi Sineması ise, kışın kapalı salonda yazın açık havada faaliyet göstermiştir.


1954’te çıkarılan bir kanunla bilet fiyatları 80 kuruşa düşürülünce, işletmeciler film getirmekte zorlanmışlar, 1957’de biletler tekrar 150 kuruşa satılmaya başlanmıştır.


1950’li yıllarda Zafer ve Park sinemaları Antakyalıların yeni sinema mekanları olmuştur. Zafer Sineması, Halk Sineması’nın yazlığı olarak işletilmektedir.


1960’lı yıllara gelindiğinde Akar ve Site sinemaları Antakya’nın gündemine girer. Her iki sinema da Cumhuriyet Caddesi’nden Karaoğlanoğlu Caddesi’ne (Ali Rıza Bey Çamlığı’na doğru) dönüşte hemen sağdaydı. Site Sineması hemen dönüşteydi. Bir bina sonra da Akar Sineması vardı. Akar Sineması, Akar ailesince işletilirdi. Site Sineması ise 1955’lerde Cemil Dökmeci tarafından Lale Sineması adıyla işletiliyordu. Arif Dökmeci bu sinemayı 1962 yılında alarak Site Sineması adıyla işletmeye başladı.


1971’de ise Seçkin Sineması inşa edilmiştir. 1987’de kapanan, daha sonra da yıktırılan sinemanın o zamana göre oldukça yüksek bir seyirci kapasitesi vardır; yaklaşık 1130 kişilik bir salonu bulunmaktadır. Seçkin Sineması da Karaoğlanoğlu Caddesi’nin girişinde, Site’nin tam karşısındaydı. Şimdi yerinde Seçkin Apartmanı vardır.


Bunların dışında Armutlu Mahallesi’nde 1970’li yıllarda faaliyet gösteren Renk Sineması’ndan da söz etmek gerekir. Bu sinemanın balkon gibi localarının olduğu, bazı izleyicilerin bu localarda film izlerken rakı da içtikleri anlatılmaktadır.


Halkevi

1939 sonrası kültür ve sanat alanında hızlı bir çalışma başlatan Antakyalı aydınların katılımıyla 1940 başlarında faaliyete geçen Antakya Halkevi’nin Asi kenarındaki iki katlı binasında ve bahçesinde kurslar düzenlenir, sergiler açılır, oyunlar sahnelenir ve konserler verilirdi. Halkevi, bunların yanı sıra önemli kültür-sanat hizmeti olarak kent yaşamına bir sinema kazandırmıştır ki zaman zaman ücretsiz film gösterileriyle bu sanatı hem yaygınlaştırmış hem de yeni bir sinema kültürünün Antakya’da oluşmasına katkıda bulunmuştur.


Şubat 1944’ten Mart 1945’e kadar 13 sayı yayımlanan Hatay adlı bir aylık kültür dergisi de çıkartan Antakya Halkevi, yeni bir kuşak şair ve yazarın yetişmesine de olanak sunmuştur. Ayrıca Halkevi’nde düzenlenen sanat gecelerinin duyurusu veya tanıtımı yapılarak halk bilgilendirilmiştir. Burada temsil kolu tarafından 1944’te sahnelenen ‘Andaval Palas’, ‘Erkek Güzeli’, ‘Okumuş Adam’, ‘İki Efendi’nin Uşağı’ gibi oyunlara yoğun ilgi gösterilmiş ve bu oyunculardan sağlanan gelirlerle halk dershaneleri ve kurslar açılmıştır.


Günümüz Antakya Sinemaları

1970’li yılların ikinci yarısından itibaren özellikle Türk sinemasının içine girdiği kriz Antakya sinemalarını etkilemiş, film kalitesi düşmüş ve seyirci azalması görülmüştür. Önce Saray Caddesi’ndeki Güneş Sineması, 1980’li yıllarda Şah Sineması kapanmış ve yerlerine yeni binalar yapılmıştır. Yerli film gösteren Seçkin ise yapıldıktan kısa bir zaman sonra, 1987’de kapanmış ve o da yerini bir binaya bırakmıştır. Daha çok yabancı film gösterimi yapılan Gündüz Sineması bir süre daha direnmeye çalışmış, 80’li yıllarda tarihine yakışmayacak film gösterimlerine ev sahipliği yaptıktan sonra 2006 yılında kapanmıştır. En ünlü Türk filmlerinin gösterildiği Site Sineması da Gündüz’le aynı süreçleri yaşamış. O da 2006’da yıkılmıştır.              


Akar Sineması 1980’li yıllarda Arif ve Mehmet Dökmeci kardeşler tarafından alınarak ikiye bölündü. Yeni bölümü 1990’da Konak Sineması adıyla kaliteli film gösterimine yöneltildi. Nihayet 1998’de yıkıldı. Yerine yapılan yeni, modern sinema, Konak adıyla dört salonda hizmet vermeye, Türk ve Dünya sinemasının önemli yapıtlarını Antakyalıyla buluşturmanın adresi olmaya başladı. Site Sineması’nın bir üstündeki binanın yerine 2007 yılında yapılan yeni dört salonuyla Konak Sinemaları şu anda sekiz salonuyla Antakyalı sinemaseverlere hizmet vermektedir.


Antakya sinemalarını anlatırken Dökmeci, Seçkin ve Akar ailelerinden söz etmemek haksızlık olacaktır. Çünkü bu aileler uzun bir süre sinemacılık yapmış, bu kültürel faaliyetin Antakyalılar arasında sevilmesine aracılık etmiş ve geçimlerini bu işten sağlamaya çalışmışlardır. Özellikle Arif ve Mehmet Dökmeci kardeşler bu işe büyük emekler vermişlerdir. Şu anda Konak Sinemaları hala onların ve Mehmet Dökmeci’nin oğlu Murat Dökmeci’nin çabalarıyla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır.


Bu yazı Antakya Yerel Tarih Grubu tarafından açılan “Asi Kıyısından Bir Hoş Sada “ adlı sergi kitapçığından yararlanan, yine bu grup üyesi Kerim Dönmez tarafından kitapçıktaki bilgiler geliştirilerek ve güncellenerek hazırlanmıştır.


Yazı ile ilgili diğer fotoğrafları Hatay Dergisi'nin 18. sayısında görebilirsiniz.

null



Yapım: Verim Web